Yazılar

Canınız Ne İsterse.

 

Canınız ne isterse, onu gösteren şey nedir? 

Genelde bu soru üzerine fazla düşünülmeden televizyon cevabı verilir. Gerçek de öyledir. Canınız ne isterse onu seyredersiniz. İstediğiniz haberi, sporu, diziyi, sinemayı veya belgeseli seyretmek elinizdedir. Böyle bir özgürlük hayatın hiçbir yerinde yoktur. TV ve siz…

psikolojik kumanda

Evin her odasında, bizden biri gibi olan televizyon evde sessizlik olduğu zamanlarda kurtarıcıdır. Hele onu kontrol eden, uğruna savaşlar verilen, küslükler yaşanan, kapanın elinde kalan, sabah akşam el değiştiren, her an kullanıma hazır kumandası yok mu? Onu elde edince dünyanın kontrolünü ele almak  gibi.

İnsan doğar, büyür ve ölür. Bu süreç içinde birçok olumlu/olumsuz olaya maruz kalır. İnsanı bu olumsuzluklardan ebeveynleri korur. Dışarıdan bir saldırı olduğunda hemen devreye girer ana-baba. Olanca gücüyle korur çocuğunu ve gerekirse canını vermekten kaçınmaz. Ancak iş televizyona gelince durum biraz farklılaşıyor. Ebeveynler olumsuzlukları göremiyor, TV programlarını süzgeçten geçirmekte zorlanıyor, hatta ne seyredilmesi gerektiğini tamamen çocuğa bırakabiliyor.

Doğumundan itibaren zor bir iş olan çocuk bakımı, TV sayesinde kolaylaşabiliyor. Çocukların ilgisini çeken hareketli, renkli ve sesli bir kutu varken, sesleri daha az çıkıyor. Özellikle reklâmları dikkatle izleyen çocuk, yaşı büyüdükçe çizgi filmleri ve çocuk programlarını seyretmeye başlıyor. Daha sonraları da filmler, diziler vs… O anı kurtarmak için ideal bir yöntem olan TV daha sonraları kontrol edilmekte zorlanılan bir alet haline dönüşüyor. O mu sizi yoksa siz mi onu kontrol ediyorsunuz, bilinmiyor.

Özellikle okul çağında ciddi sorunlar çıkabiliyor. Çocuk, TV ( Bilgisayar, PS gibi aletler de buna dâhil edilebilir.) merakı olan biri haline gelebiliyor. Tüm bunlar olurken anne-babalar, çocuğun ders çalışmamasından ve zamanı planlayamamasından dolayı çaresizlik yaşıyor.

Okula olan ilgisinin azaldığı, diğer hayatları merak ve taklit etmeye başladığı ergenlik döneminde işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Dizilerdeki replikler aynen tekrar edilip, sorunlar karşısında, “uyy terledim haa” veya “yokummm diyooor” denmeye başlıyor. Aslında komik olan bu tarz, bir süre sonra sıkıyor. Neyse ki hemen yenileri bulunuyor.

TV’deki dizilerde veya filmlerde sorunlu hayatlar, lüks yaşantılar ilgi çeker. Kimlik arayışı içinde olan ergen de bunların cazibesine kapılıp taklit etmeye çalışır. Doğru veya yanlış ayrımı yapamaz.

Gereğinden fazla tüketilen her şeyin zarar verdiği düşüncesinden hareketle TV’yi yeterince kullanmak gerekir. Televizyon hayatın inkar edilemez bir gerçeğidir. Saatlerce televizyonun karşısında kalmaktansa farklı çözüm yolları üretmenin aile içi iletişimi arttırır. Belli saatlerde ailece kitap veya dergi okunabilir, kutu oyunları oynanabilir. Mutlaka televizyon seyretmek gerekirse de rehberden belirli programlar seçilip beraberce izlenebilir. 

Diziler ve programlar yoğun bir tempoda yayın akışına tam gaz devam ediyor. Birçok kanalda herkesin isteyebileceği tarzda programlar var. İnsan davranışları gözlemlendiğinde TV’nin yoğun etkisini görülüyor. Zaten görmemek için, kör ve sağır olmak gerek… Yayınlanan programlardan hangileri doğru, hangileri yanlış diye bir karar vermenin oldukça güç ancak elinizde olduğu bu zamanda kumanda sizde.



 



 

 

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar - Yorum Yaz